ayağı sakat kediye üzüldüğünde mimiklerin için ölmeye değerdi.
dün gece ilk defa birinin beni anladığını hissedebilmek kadar değil ama..
ben bir nihilistim, bir o kadar da hiç ama bulutlara inanır ve mutlu olurum.
küçük bir misyoner edasına bürünüp beni de inandırdın bulutlara.
unutma ki küçükken tanrının sağ kolu ve aynı zamanda ona "yanlış ve doğru" nedir tanımlamalarımla canını sıkan bir yaratıktım.
aşkı anlatan basit kelimelerden kaçıyorum seninle.
o halde tırnak içinde aşk demek istiyorum. öncesinde söylemem gereken gözlerinde bilemediğim bir şeyler olduğu.
o zaman minik bir misyoner kaşif olmamak için hiç bir engelin de yoktur, onu açıkça görebildiğini düşünüyorum.
bir hikaye anlatabilirim sana ama mutlu bitmeyeceğini biliyor olmalısın.
sigara sarmayı öğrenmiş olurum en azından
güzel bir masal ile başlarım ellerini düşünerek mutlu karakterler yaratırım. kim var ki sevişirken sevdiğinin ellerini öpüp duran. evet deliyim.
"sadece benimsin" diyebilmeliyim bu noktada. iyinle kötünle, doğrunla yanlışınla, bütün güzelliğinle benimsin.
seninim demeyi istiyorum ama korkularım beni karanlığa itiyor. ya benimle karanlıkta nereye gideceğimizi bilmeden yürürsün ya da ben tekrar ellerini tutarım ve karanlıkta dans ederiz. sonucu olmaya kelimeler bunlar.
ellerin ellerimde oldukça nerede olduğumuzun önemi kalmıyor. bana mektuplar yaz. aşkında boğuluyorum.
bana izin ver aşkınla düzeleyim, unuttuğum ritmleri hatırlatıyorsun mesela benim de kalbim atıyormuş.
ölene kadar bütün zaman sadece ikimizin. isimlerimiz yazmasın sayfanın sonunda. kimliksiz olalım. ama beraber, yine de.
tütünü neden zıvanasız senin kelimelerinle filtresiz içtiğimi hatırladım. hayatım boyunca zor nefes aldım, kolay bir nefes hayatımı daha bir zora sokabilir. ama seninle o alamadığım nefes bile bir o kadar güzel. evlen benimle bir kedi kadar güzel uyuyabileyim.
her gece yanımda sen ol istiyorum. her koşulda her şartta -ki ikisi de aynı olabilir aslında- her bi bokta yanında olmak istiyorum. ve yokluğunu sen yokken bile değil, daha şimdiden hissedebiliyorum. o değil de. cümlenin başına "galiba" bile koyamadan, çok da fena hani. aşık oldum ben sana.
fotoğraflarını çekmek istiyorum, her birinde ayrı bir bakışın olsun içimi doldursun her baktığımda. sonra kollarında uyuyayım, korktuğumda nerede olduğumu bileyim. evet seninleyim ve yalnız değilim artık kendimden bile kaçmıyorum. ilk konuştuğumuz gün biliyordum sana aşık olacağımı ama o tedirginliğim var ya beni yiyip bitiren.. ya seni de mutsuz edersem ya seni de çekemediğim bir nefes haline getirirsem.
o kadar çok korkuyorum ki bilemezsin. ama tek ihtiyacımın inanmak olduğunu anladım ve inanıyorum. söz vermeden tutabileceğime, vermesek de birbirimize varlığına. bi de şirin evimiz bulutumuza. ve kızımızın ismi bulut olmalı.
renklere dokunabiliyorum ellerimi üzerinde gezdirip neye hizmet ettiklerini ne için ne zaman ya da hangi kadına yapıldıklarını kalbimden geçirebiliyorum. senin rengin benim bilmediğim bir renk sözler vermene gerek olmayan.bir hayatımız olsun bulutları görebileceğimiz üzerinde seni zamanın dışına çıkarabileceğim. bir de kızımız. ömrümde bu denli istediğim başka bir renk daha olamaz. sen ve senin bana verdiğin minik bir hayat.