birden karşınıza çıkan bir şarkının çok farklı bir ruh haliyle geldiği oldu mu hiç? bir anda her şeyi fark ettiğiniz noktada bulunmak gibi mesela. şans mıdır bu yoksa sadece bir tesadüf müdür ki acaba?
ya da eve dönerken bakkala uğrayıp aldığınız şeylerin ederi cebinizdeki bozuk para miktarı kadar olsa? e bu da mı tesadüf ya da şans? anlamak zor.
mesela kadınlar. neden kendilerini çıkışı olmayan labirentteki bir rota gibi, karmaşık ve çıkmaz, yanıltıcı ve kısıtlayıcı karakterler haline sokarlar ki? neden sürekli soru sorar mesela kadınlar? neden hiç cevap vermezler?
uzaklar kadınlar, yıldızların ötesinde.
yani tamam hayatta bir çok şeyi anlamak zor. en ufak şeyden en karmaşık şeylere kadar çok ama çok fazla derecede zor olabiliyor. ama bir insan kendisini nasıl anlayamaz, nasıl tanıyamaz? belki de herkesi kendim gibi sanıyorumdur ya da ben çok aptalımdır.
hayatımın böyle olmasının sebebi ben miyim düşünüyorum. çok mu yanlış anlaşılmışım bu kadar zaman, merak ediyorum. hep ektiğimizi mi biçeriz yoksa arada ekmediğimiz yabani otlar da biçilir gider?
sıkılmadın mı soru sormaktan be kadın? bak bir yudum suya muhtaç ruhuna, gözlerine bir bak. bir damla suda boğulabilirim.
kafalarımız tüterken arabeskin dibine vurmak gibisin hayat. neler yaşayabilecekken böyle olmak saçma ya. böyle olmak istemedim ki ben. bunları yaşamayı ben seçmedim. tabi ki sen seçtin, kendi karakterini kendin belirliyorsun başkası değil. seni ve beni de sen yarattın, hatta bizi bile.
özleyebileceğim bir geçmişim olmuyor çoğu noktada. aşklar değişti çünkü, belki de hiç olmadılar. hep yalnızdım ben. e ben vardım ya yanında senin, boşuna mı sarıldım sana bunca yıl. nankörsün işte. haklısın tabi yordum seni de. sen de haklısın.